1
SABAHATTİN ŞEN - J. Schön
Bir sanatçının ruhsal gelişimi yapıtlarının gelişimine de yansır. Eğer somut olan örnekler açık bir biçimde izlenebilirse kanıt ve belgeye gerek görülmeyecek derecede ( Lapalis Gerçeği ) belirgin olan; ama her zaman büyüleyen bir gerçektir. Örneğin Ressam Sabahattin Şen yıllar önce Türkiye"den Almanya"ya gelmiş; her şeyden önce baskıcı bir yönetimin kötü deneyimlerini sanat diliyle işlemek zorunda kalmıştır. Özellikle yoğun acılar çekmiş insan bedenlerini içeren grafik yapıtlar oluşmuştur. Bugün, sanatçı kendini politik baskıyla ilgili anılardan ve akademik geleneklerle dolu sıkışıklıktan kurtarmış, zamanla sanatı bağımsızlaşmıştır. "Sanat yapma" süreci güncel politik anlatımlardan daha önemli olmuştur. Bu arada o, - sürekli gelişimin tutarlılığında- kendine özgü değişik anlatım biçemini bulmuştur. Biçimselsizlik (İnformel) anlatım yöntemi onun birikmiş duygularının, istem ve duyumsamalarının, doğrudan ya da doğaçlama yoluyla anlatabilme, onda somut içeriğe bağlı kalmanın dilini oluşturmuştur.
Önceleri temiz astar çekilmiş tuval ve DIN - boyutlu kağıt üzerine çalışıyorken, bugün Sabahattin Şen, çoğu zaman düzgün kesilmemiş tahta ve hurda parçalarını kullanmakta. Bunların üzerine birkaç milimetre kalınlığında kum, alçı ve yapıştırıcıdan oluşan bir tabaka sürüyor. Parmakları yada tahta parçalarıyla (tek bir şey yada tarakla düzenlenmiş) yaptığı bu çalışmalar üst üste yığılmış, karşılıklı destek sağlayan ve ortadan kaldıran, konsantre eden, ayıran güçlü dolanımlı devinimler yaratmaktadır. Bunlardan dalgalar, küçük yuvarlaklar, sarmallar oluşmakta; bu yapısal yüzey evrensel sisi, su oyunlarını, alevleri, ağaç kabuklarını anımsatıyor (bu pütürler daha önceki yaptığı ezilip buruşturulmuş insan resimlerinde de ortaya çıkmaktadır).
Doğada toprağın yağmuru çekmesi gibi resimlerini suyla inceltilmiş, kahve ve akril boyayla emdirerek özellikle üst üste renk tonları, kırmızı, kahverengi, yeşil renklerle yumuşak pırıltılar elde ederek renklerin sürekli sürülmesi denemeleriyle o, kendine özgü bir dünya yaratmayı başarmıştır. Beyaz sırtlar bütüne düzensiz bir düzen vermektedir. Gölgeler ayrıca bir derinlik yaratarak izleyicinin resme dalabilme görevini yerine getirmektedir.
Bu gibi resimler hafif, iç acıcı ya da dekoratif etki yaratabilir. Bu tehlikenin ayırımında olan Sabahattin Şen, resimdeki uyum ve estetik kurallarını çiğnemeksizin, tam anlamıyla katı bir tutarlılıkla karşılık vermektedir. Resim kenarından parçalar keserek ( tabaka yumuşak olduğu sürece) bir ucunu yukarıya doğru kaldırarak başlangıçtaki güzelliği yok etmektedir. Bu yolla resim ve yontu arasında yer alan yapıtlar, izleyicide yararlı bir güvensizlik oluşturmaktadır: Bir yandan resim izleyiciye tam anlamıyla yaklaşmakta, boşluklardan kendi iç dünyasına bir bakış açmaktadır ama; aynı anda sivri dikenleriyle ve düz yüzeyin yok olmasıyla, korkuya sürüklemektedir. İzleyiciyi biçim ve rengin dolanımı dolaştırıp duruyor ama; en sonunda ilerideki bir köşede takılmış bırakıyor.
Her ne denli açık yorumlama olanakları varsa da Sabahattin Şen, kendine bilinçli yön gösteren konu başlığından ayrılmamıştır. Bu çalışmaların bir deneyimsizlik sonucunda yapıldığı düşünülemez. Bu deneyimler, ilk bakıştaki gibi her Şeyin o denli güzel, o denli durgun ve uyumlu olmadığını ona öğretmiştir. Bu yapıtlar belli bir erimi gözetmeksizin, gergin ilişkilerin karşılaştırılmasıyla, sanatçının topluma karşı sorumluluğu arasında ve kişisel sanatının bağımsızlığı, açıkça diğer söylemleri ve özgürlüğü yadsıyan yeni deneme yolları arasında bir hesaplaşmadır.
JÜRGEN SCHÖN
Kölner Stadt Anzeiger Gazetesi
Sanat Eleştirmeni
SABAHATTİN ŞEN'İN SANATINA BAKIŞ
Batı anlayışındaki sanatla uğraşan, demokrasiye eleştirici gözle bakan, İlişkilerin kısıtlayıcı olduğu bir ortamda yaşamı tehlikeye giren Sabahattin Şen, Türkiye`"`de sanat öğrenimi gördü ve sanat öğretmenliği yaptı. Çalıştığı yüksek okulda, kendisi gibi öğretim üyesi olan bir arkadaşının, ders yaparken sınıfta patlayan bombayla parçalanarak ölmesinin acısını, iliklerine dek duyumsamıştır. İşte bu tür olaylar ülkesinden ayrılmasına neden olmuştur.
Yaşadıkları, ülkesinden ayrıldıktan sonra da sanatında etkisini sürdürmüştür. Parçalanmış insan bedenleri, psikolojik baskılar, yaratılan ortamın korkuları, içine kapanıklıklar gibi genel anlamdaki insanlık dışı olguları sanat diline dönüştürerek anlatmıştır. İnsan bedenini, abartıların değişik görünümlere dönüşümünü, sıkıntıları, baskıları ve bunların yüzlerdeki dikkat çekici anlatımlarının yolunu grafik çalışmalarıyla biçimlendirerek bulmuştur.
Sabahattin Şen"in yolu diğer sanatçılara göre daha başka bir yöne doğru gitmiştir. Sanat uğraşısı onu, değişik biçimsel çözümlere götürmüştür.
O, ağırlıklı olarak güçlü yansımayı, kendisi ve Almanya"`da yaşayan diğer Türk sanatçılarının durumuyla karşılaştırmış ayrıca diğer güncel konularla ilgilenerek günümüz sanatıyla kaynaştırmış, çağdaş sanattaki gelişimleri yakalamış, kendi deneyim ve yaşamından oluşan koşullara en uygun yanıtı vermiştir.
Sabahattin Şen`"in sorunu, yeni değişim ve façetalardan oluşan insan varlığının gergin ilişkilerinden ortaya çıkan, çifte devinimlerle uğraşmaktır:
- Birey ve kişi olarak yaşam
- İşlevsel bağlantının bir parçası ve toplumun bir üyesi olarak yaşam
Sabahattin Şen kendi yurdundaki bu ilişkilerde tek yanlı bir kutupta bulunuyor.
Bir yanda - toplum, egemen sistem- gibi üstten yöneten egemenlik gücü, diğer yanda - birey, kişi - yeteri derecede gelişme olanakları verilmeyişinden elde ettiği deneyimler.
Arkadaşlarına yapılan suikast girişimi, Sabahattin Şen"i çok açık biçimde derinden etkileyerek üzüntüye boğmuştur. Yıllarca bu olayın derin etkisinden kurtulması - patlamadan sonraki arkadaşının ve öğrencilerin sedyedeki parçalanmış bedenlerini - içinde bulunduğu tehlikeyi, sanatsal bir dile dökmesi, iç erince ulaşması onun yıllarını almıştır.
Daha sonra içinde bulunduğu özgürlüğün tadını çıkaran, atlattığı tehlikenin karşısında derin nefes alan Sabahattin Şen, korkusuzca sanatsal deneyimlerin içine dalmıştır. Sabahattin Şen"`in sanatsal teknik deneyimlerini, diğer yandan birden bire yön değiştirerek özgün gereç bağlantılarını, onun coşkuya kapılışını, denemelerden elde edilen buluşların ardından gözlerinin parlamasını ve özgürlük savaşçısının erime yaklaşmasını - izlerken insan kendinden geçiyor.
Kuşkusuz, bu çalışmalar bize son yılların " İnformel - biçimselsizlik-" yapıtlarını düşündürüyor.
Fransa`"nın Alman işgali ve sonrasında sıkıntılar yaşamış ya da "SA ve "Wehrmacht - Alman Silahlı Kuvvetleri - " üyesi olarak bu kitle örgütlerinin kişisizliğe yönelten baskılarını duyumsamış informel sanatçılar, şanslarını, doğaçlama duyarlıklarını, birikmiş duygularını, gizli umutlarını - dik açının güçlü estetiğinden, simetriden ayrılarak - doğrudan doğruya yazıya dökmüş, dışa vurmuş yada yorucu süreçleri benimseyerek maddeyi değişime zorlamışlardır.
Bu beni, Sabahattin Şen"`in kişi ve birey kutbundaki aşırı vurgulamasının zorunlu olunmayan herhangi bir yerde, kendi isteğiyle bir noktada kalacağı tehlikesi düşüncesine götürüyor. Böyle bir durumla karşı karşıya gelindiğinde ve iki kutbun verimli gerginlik ilişkilerine girildiğinde Sabahattin Şen`"in kendini zorlamaya gerek görmeden, nasıl bir sanatsal güçle bu sorunun üstesinden geldiğine tanık oluyoruz.
Bir süre önce Sabahattin Şen benim atölyemde büyük boyutta resim çalışmaları yaparken, atölyede çalışmalara katılanlarla yapılan çalışmalarında poz veren çıplak modeli değil, kendileri için önemli ve anlamlı çalışmalar yapan, desen çizen katılımcıların resmini yapmıştır. Diğer katılımcılarla daralan odada deneyim yapma olanağı azalan Sabahattin Şen, deneme yapma isteğini dizginlemek için zorlamış, - Bence iyi bir olanak - çalışmalarını kendi isteği doğrultusunda kendini çalışmaya iyice kaptırarak, oradaki giyimsiz insanları çizerek resimlemeye yönelmiştir.
Sabahattin Şen verimli, güçlü, dizemli (ritmik), zaman, zaman hırçın çizgileriyle modele göre çıplak çalışmayı geride bırakmıştır. Varlığa, bir insandaki duygusal ve ruhsal gücün, duyumsanan güç birikiminin gizilgücüne, sessizce oturan ya da az devinimli etkinliğe - resim yapma gibi - dalarak bunları resme uyarlamıştır.
Akademik çıplak çalışmalarda modelin devinimsiz durumda zorunlu bir duruş alması, modelin kendi istemini yok ederek, onu uyuşmuş gibi devinimsizliğe düşürür. Kendi insancıl konumunu unutturarak bir nedene bağlı olan var olma durumuna indirger.
Sabahattin Şen, sessiz durmanın, içteki kaynayan ve fokurdayan güce karşın devinimsiz görünmenin ne demek olduğu duygusunu, yaşayarak öğrenmiştir. Dıştan devinimsiz ve durgun görünen insanların güçlerinin süreç içerisinde nasıl etkili olabileceğini sorgulamanın ve tehlikeye sokmanın bir duyum gücünü geliştirmiştir.
Sabahattin Şen benim atölyemde, zorlanan ve uyuşmuş gibi durgunlaşmışlığın derinine inmekte zorlanmıyor. Tersine tüm kendi gücüyle, yaradılıştan gelen duyarlıkla kendini erinç ve güvence ortamında duyumsayan insanları inceleme olanağı bulmuştur. Bu gizilgücü sezen Sabahattin Şen, olguyu resim ve çizgilerle sanata yansıtmıştır.
Bu resimler çift anlamda bir kurtuluşun devinimidir: Baskı ve bireysel özgürlük coşkusunun aşırı durumları, görünen dünyanın saptanmasından kurtuluşu, yani durgun, içten erinçli insanın çabasını, güç dengesinin uyuşumundan kaynaklanan gizilgüç gerilimini resme dökmüştür.
Bu resimlerde Sabahattin Şen`"in birey ve toplumsal bir varlık olmanın arasındaki ilgiden doğan; insanların temel gerilimini çözüme ulaştırışı, deneyim alanına ve bugünün sanatsal deneyim anlayışına, tam anlamıyla uygun düşmektedir.
Benim kanıma göre, Sabahattin Şen - topludurum (konjonktür) bilirkişi diliyle söylenecek olursa - geçiş döneminden, yeniden yükseliş evresinin yükselişinde bulunmaktadır.
Bu gibi yorumlarda, görüldüğü gibi güncellik ve tehlike iç içe girmektedir
Güncellik ve tehlikeye gelindiğinde: Yeni federal Eyaletlerin Federal Almanya"ya katılması sürecinde, o zamana değin baskı koşullarında yaşamak zorunda kalmış toplum olarak, yaratıcılığı ve eleştiri gücünü batı anlayışındaki bir demokratik topluma aktarabilmede sanatçılar başarılı olamamıştır. Bir yapıt için istemeyerek de olsa kendimize ne erek ne de yetenek geliştiremediğimiz bir yerde, Türk sanatçılarının kendiliğinden güzel sanatlar diliyle yapıtlar sunmuş olmalarına teşekkür etmemiz gerekir.
Prof. Günter H Blecks
Düsseldorf Güzel Sanatlar Akademisi
| | Kulturamt Richartzstraße 2-4, 50667 Köln Auskunft: Herr Dr. Gellner Zimmer: 304 Telefon: 0221/221-2 29 12 Telefax: 0221/221-2 49 53 E-Mail: kulturamt@stadt-koeln.de Internet: www.stadt-koeln.de Sprechzeiten: Nach Vereinbarung KVB Haltestelle: Haltestelle Dom/HBf |
41 | Stadt Köln · Kulturamt Richartzstraße 2-4, 50667 Köln |
Herrn Sabahattin Şen sen@artstube.de sabo693@yahoo.de | |
Ihr Schreiben | Mein Zeichen | | | Datum |
| 41/22 | | 31.01.2009 |
| | | | | | |
İstanbuldaki sergi üzerine
SABAHATTİN ŞENDEN SANATA DOĞRU
Sabahattin Şen Avrupalı bir sanatçıdır. Türkiyede İstanbul Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünde sanat eğitimini yaptı . Daha sonra sanatçı İstanbulda sanat eğitimini yaptığı okulda sanat öğretmeni olarak çalıştı. Almanyanın Köln kentinde Sanat yüksek Okulunda yeniden bir sanat öğrenim daha gördü. 1980 den beri Köln´de çalışıyor ve yaşıyor.
Sanatında farklı gelenek ve deneyimlerin izleri var. Bir öğretmen arkadaşının bombalı saldırı sonrası ölmesi sonucunda ortaya çıkan sorunlar sanat çalışmalarını köklü bir biçimde etkiledi. Bu yaşanmışlığın yarattığı gerilim ilişkisi, tüm çalışmalarında; insanın yaşamdaki bireyselliği ve toplumun bir üyesi olarak yer aldığı yaşam konusunu sorgulayan yapıtlara dönüştü.
Resim ve grafik çalışmaları bir yandan gerçekçilik, diger yandan sınırsız deneme coşkuları arasında gidip geldi. Sınırlı bir sistem içinde yaşanılan kötü deneyimler sonucunda işkence çeken insan bedenlerini ve her şeyden önce grafik çalışmalarını ortaya çıkardı. Yeni kazanılmış özgürlükle birlikte daha sonra enerji ve güç dolu çalışmaları doğurdu. Onun sevdiği ve etkisinde kaldığı 20 yüzyılın en büyük sanatçılarından olan Picasso ve Beuys`tur. Su anki çalışmalarında ne konu ne de figür var. Kullanması çok büyük yüreklilik isteyen boyalar, kum, yapıştırıcı, alçı ve tahta parçalarından oluşan bir malzeme birleşimleri de sanatsal özgürlük anlayışı içinde yer alıyor.. Sanatında ikiden üç boyutluluğa bir geçiş görmekteyiz. Seksenli yıllardan bu yana yaptığı pek çok çalışmalarında resim ve yontular yer almaktadır.
Sabahattin Şen resimlerine daha fazla derinlik vermek için ışık ve gölgeyi çok kullanır. Yeniden vurgulayacak olursak, yıllar boyu süren çalışmalarına geniş ölçüde kullanılan biçim ve malzeme özgürlüge damgasını vurmuştur. Bitmiş resimler üzerinde yeniden çalışılır. Çalışmanın kendisinden parçalar çıkarılarak yarıklar oluşturulur, köşeler kıvrılarak kabartılır. Tüm bu çalışmalarının geçmişteki deneyimlerine bağlı olmadıği, başlangıçtaki güzelliklerle şimdikilerin tam tersini oluşturduğu düşünülemez.
Son yıllarda Şen eski konulara yeniden dönerek insanlı çalışmalar yapmaya başlar. Sosyal sorunlar yine konusu olur. Genel anlanmda dünyanın durumu ve özellikle sürekli ve her yerde yeniden başlayan ve bitmeyen savaşlarla ilgilenir. Kafasının arka bölümlerinde yatan insanlığın kurtuluşuna ilişkin sorunların çözümüne ilişkin sürekli gelişmeye yönelik sorular bir kez daha öne çıkar. Kendisini sanatçının topluma karşı sorumluluğu ve bireysel sanat özgürlügü arasındaki bir gerilim ilişisinin içinde bulur. Her an etkileyici, yeni bir sanatsal anlatım biçimleri oluşturur ve değişik sanatsal öğelerin aracılığıyla bu konuların içinde döner, durur. Somut görüntülere karşın çalışmalarında süreklice çok yönlü bir palet( sanatsal yapı) anlayışının bir bütünlük oluşturma gerekliliği yatar.
Şu anki sergi, Sabahattin Şenin sanatsal başarısını ortaya koyan son 27 yıla ilişkin, dolu ve geniş bir çerçeve içindeki çalışmalarından seçilmiş 100 kadar yapıtını sanat izleyicilerinin gözleri önüne seriyor.
Dr. Gellner
Köln Kültür Müdürlüğü Daire Başkanı